19 Aralık 2009 Cumartesi

RİCA

Tam da burada, şu vakitte, niye bu hayaldesin bilmiyorum. Tek bildiğim: Bir göz kırpması hızında, beliriverdi hayaletin yanıbaşımda.
Bana kalsa bir daha hiç özlemeyecektim seni. Sen de başını alıp, gitmiştin ya hani (!).. öyle yaşamaya devam edecektim işte.

Nereden bilebilirdim mesafelerin, zamanın ötesinde, başka âlemde seyreden bir halimiz olduğunu...
Meğer hayaller hiç bırakmayacakmış yakamızı. Haksız mıyım?
İşte en savunmazsız anımda, en saf halindeki suretinle beliriyorsun karşımda. O içimdeki yangın, daha da harlansın istiyorsun. Hep böyleydin sen.
Beni kızdırmak, hoşuna giderdi. Gülerdin! Gözlerinde elmas ışıltısı; bir ben fark ederdim.

İyi hoş da, ben senin resmini odamın en güzel yerine asmamış mıydım? Sen, "Elveda"yı sırtlanıp yollara düşmemiş miydin? Böyle sözleşmemiş miydik? Kelimelerden münezzeh bir halde, bu kararı vermemiş miydik? Ne demek oluyor bu, her fırsatta ete kemiğe bürünüp, karşıma çıkma hali? Yine mi kızdırmak istiyorsun beni? Ama artık “uzansam dokunamayacak kadar” uzaktayım. Ve sen eskisi gibi gülmüyorsun. Hem bu gizli buluşmalarımızı sevgililerimizden nasıl saklayacağız. İhanet etmiş sayılmayacak mıyız onlara?

Şimdi ben aklımı yitirmeden, sen şu hayaletini al "git"buradan. Zira tam da burada şu vakitte, bir nefes daha seni soluyamam. Ölürüm.

0 yorum:

Yorum Gönder