7 Aralık 2009 Pazartesi

ALAYINA İSYAN :)

Yurdumun büyük, güzide pastanelerinden birinde doğum günü kutlaması yapıyoruz. Bir sürü kız toplanmışız. Garson siparişleri almaya geliyor. Ben onlarca seçenek arasından güç bela sadece sütlaç yemek istediğime karar veriyorum. Garsonu dakikalarca beklettikten sonra bir sütlaç lütfen diyorum.
Ne dese beğenirsiniz. Sütlacımız kalmadı efendim.
Nasıl yani diyorum. Nasıl yok?
Gerçekten şaşkın halim, garsonu benden daha şaşkın bir hale getiriyor. Dünyanın en aptalca sorusunu sormuşum gibi bakıyor bana. Neyse siparişi kazandibine çevirip, yolluyoruz kendisini. Ama ben kullandığım repliğin garson beyi bu kadar şaşırtmasına takıldım tabi, bir de bu soru cümlesi bir yerlerden aşina bana, ama nerelerden? O anda düşüyor kafamdaki köşeli jeton.. Nasıl yok? Bizim en sık duyduğumuz soru cümleciği değil mi ya? - Bir erkek arkadaşımız olmadığını duyanların ortak şaşırma ünlemi :) –
Zihnimdeki yapbozun parçaları olanca hızıyla birleşiyor. Garsonun, sütlacın yokluğu üzerine sorduğum Nasıl yok? sorusunu, anlamsız bulması çok normal. Zira bunun mantıklı bir açıklaması yok. Sütlaç yok= sütlaç yok demektir ki, bunun nasıl’ı olmaz. Peki, bize tanıdık tanımadık, uzak yakın herkes tarafından pervasızca kullanılan Nasıl yok? Sorusunun mana olarak- ya da manasızlık diyelim- diğerinden bir farkı var mı? Hayır yok. Demek ki neymiş: Pastanedeki sütlacın yok olma olasılığı ne ise, bazı insanların sevgililerinin olmama olasılığı da odur. Bunun Nasıl’ını soranlara o garsoncağızın şaşkın ifadesiyle bakıyor, esefle kınıyoruz :)

0 yorum:

Yorum Gönder