14 Eylül 2009 Pazartesi

ELİF AÇILIMI

Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne merhabamın hemen arkasından, hocamdan dinlediğim bir “elif açılımı” vardı ki zihnime kazınmıştır. Keşke bu kadar balık hafızalı olmasaydım da onun cümlelerini olduğu gibi aktarabilseydim. O hazzı paylaşabilseydik. Oysa şimdi hatırda kalan zerreciklerle yetinmek durumundayız.

Elif adını taşımak önemlidir. Zira elif, birliğin, birlemenin sembolüdür. Elif, doğruluk timsalidir. “Dosdoğru”luğu anlatılır. Eğri, elif göremezsiniz. Her şey zıddıyla varsa kesret(çokluk) bir yanadır, elif bir yana. Ve sevgili, elif gibi düzgün boyuyla arz-ı endam edince yer yerinden oynar. İncecikten yağan karlar elif elif diye tozumaya başlar. O sevgili ise elif gibi kayıtsız ve hürdür…

Bunlar edebiyatın içindeki nice elif açılımlarıdır. Elif, tarifleri bitmez. Ne söylense, hep bir eksik kalır. Elif’in kendisi anahtardır. Hangi ruhta, hangi kapıyı açacağına yalnız kendi karar verir.


Ve kimi zaman yazdığı bir kitabın adının ilk harfine saklanan, meşhur bir kadın olur, elif. O kadın ki, gözleri televizyon ekranına donuk donuk bakar. Sanki usul usul güler . Kızıyor mu? Öfkeleniyor mu? Şu an hangi duyguda diye merak edersiniz , o ise rengini belli etmez. Elifliğini yapar yoluna devam eder.

Gün gelir o kadın, “Aşk” diye kasar kavurur ortalığı. Aldığı onca övgüye kayıtsız kalmayı başarabilen enderlerden olur ve çok dikkat çeker. “Aşk, adamı zenginleştirir” i madden manen yaşar. 1.5 milyonluk gelir elde eder bir kadın, bir anne. Duruşuyla, tavrıyla: “Ben buradayım! Ben buyum!” der çoğu zaman. Yalnız konuşarak değil, susarak.

Mevlana’dan aldığı hamuş sıfatıyla yürüyen bu esrarengiz kadın. Hamuş olmayı ruhuna ve bedenine giydirmeyi başaranlardandır. Kelimelerin, cümlelerin çok ötesinde bir dünyaya geçtiğini tavrından, duruşundan, gözlerinden belli eden modern çağın, post modern bayanı, Aşk’ı bu kez büyük oynamıştır.

0 yorum:

Yorum Gönder