
"Bana bilmediğim şeyler söyle dostum. Yeni, yepyeni şeyler. Şaşırt beni!" =)
14 Mart 2010 Pazar
SELÇUK ERDEM
9 Mart 2010 Salı
YALNIZLIK VAK'ASI
Korkarsa insan yalnızlığından, yaşam çokça buruktur.
Ve ondan korktukça büyür bu meret..
Köpeklerin korkunun kokusunu almaları gibi, yalnızlık da alır kokuyu. Korkana musallat olur..
Etrafımıza dikkatli bir nazarla baktığımızda en yalnızların, yalnızlıktan korkan babayiğitler olduğunu görürüz.
Sorsanız mangalda kül bırakmayacak bu insan profilinin en genel özelliği: Israrla yalnızlığın kendi tercihleri olduğunu söylemeleridir. Sözde bir dik duruştur onlarınki. Sözde yalnızlıklarıyla yaşamaya alışkın, özgüvenli kişiliklerdir bunlar.
Yalnızlığın bir tercihten ziyade, bir vak'a olduğunu unuturlar çoğu zaman.
Başa gelince çekilen, ancak bir an evvel bitmesi için dua edilen bir vak'a!
Esasında bu egosu yüksek güruh, yalnız bırakılma korkusundan hayatlarına kimseyi dahil etmeyenlerdir. Ve kendilerini yalnızlığa mahkum etmektedirler. "Sırf birileri onları terk etmesin" diye... Hadise bundan ibarettir. Gerisi hikayedir.
7 Mart 2010 Pazar
İSTEDİĞİNİZ SORUDAN BAŞLAYABİLİRSİNİZ !!!
“Aşağıdaki boşlukları uygun sözcüklerle doldurunuz”
Keşke hayatın sistematiği de bu sınav tipine uygunluk gösterseydi.
Keşke biz de hayatımızdaki boşlukları tıpkı örnekteki gibi “uygun kelimelerle” doldurabilseydik.
Ve verdiğimiz her doğru cevap için skor hanemize bir halka daha ekleseydik.
Keşke tüm doğru cevapların toplamıyla "kazandınız" belgesi gelseydi posta kutumuza.
Yahut a’yı, b’yi, c’yi eleseydik ve diyebilseydik ki, tek seçeneğimiz d’dir.
D doğru cevaptır. Keşke hayattaki sorularımız da böyle cevaplanabilseydi. O zaman “kuşkusuz”olurdu cevaplar.İkilemler olmazdı. İkilem olursa soru iptal olurdu zaten. Kafamız da rahat olurdu, gönlümüz de.
Oysa kandırıyorlar bizi kandırıyorlar!!!
Sınavdaki boşlukları doldurunca, hayattaki boşluklarınızı dolduramıyorsunuz, boşluk hanesine yazdığınız hiçbir kelime doğru sayılmıyor gerçek hayatta. Yazıp yazıp siliyorsunuz cevabınızı.. Bıkmadan usanmadan doğruyu arıyorsunuz. Döngünüz devam ediyor.
Hele doğru şıkkı asla tercih edemiyorsunuz. Tüm cevaplar olabilirlik sınırları içinde. A da b de, c de, d de hepsi doğru. Hangi cevabı verirseniz soru ona göre şekilleniyor. Hayat sınavının tüm kuralları bize öğretilenlerden farklı.
Bu sınava hazırlanırken, özel hocalar tutamıyorsunuz, dershanelere gidemiyorsunuz yahut devlet başınıza maaşlı hocalar tayin etmiyor. Bu sınavda tek sorumlu sizsiniz.
Ve sınavınızın süresi dakikalarla sınırlandırılmıyor. Birileri çıkıp hayatımızı 180 dakika ile belirliyorlar derse inanmayınız. Kandırmasınlar sizi. Sizin sınavınızın dakikası falan yok. Son nefesinize kadar salise salise sınav oluyorsunuz. Unutuyoruz biz bunu. Unutturuluyor yahut bilerek, isteyerek.
Giderek robotlaşıyoruz. Ve tek endişemiz kağıtlarda yazılı soruları cevaplayamamak oluyor. Keşke keşke her şey bu kadar basit olsaydı. Keşke tabi tutulduğumuz sınavların en ağırı bunlar olsaydı.
Girerdik, yapardık, çıkardık…
