30 Ocak 2010 Cumartesi

SADECE "İNSAN"

tv - herkes eşittir. ama bazıları daha eşittir... | izlesene.com

Leia Mais…

GÜLME GARANTİLİ =)

komik - kız milleti işte :)) | izlesene.com

Leia Mais…

SÖZÜN ÖZÜ

Akıllı, düşüne dursun
Deli, çoktan karşıya geçti...
(Anonim)

Leia Mais…

28 Ocak 2010 Perşembe

SEN

...
En güzel günlerimin
Üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi.
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi.
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz..
(Nazım Hikmet)

Leia Mais…

SELÇUK ERDEM

Leia Mais…

SAHNE BİZİM


rolleri büründük
iki kişilik dev kadroda
yakını oynar olduk

uzaklar yerleşmişken gözlerimize
sahte ışıklarla donattık bakışları
bakan kaybolduğumuzu anlamasın diye

yalanlar konuştuk
adam boyu yalanlar boyumuzu aşan yalanlar
ve replikler söyledik içinde duygu olmayan

çoğu zaman sessizlik suflördü
ruhlar isyanda bedenler donuktu
dokunsam belki kanın sıcaktı
yapamadım...

Leia Mais…

24 Ocak 2010 Pazar

SINIR BOYLARI


Ademoğulları arasına bir sınır çekmek istesek, bir kıyıda "gelişime razı olanlar", diğer kıyıda "gelişime karşı olanlar" kalacaktır.
Gelişime razı olanlar yani rıza gösterenler, daima kendi gelişimlerini merkeze alırlar. Kendileri merkezde; hayat ise bu merkezin etrafında konuşlanır. Onlar, dıştaki halkadan ne kaparlarsa merkeze doğru çekerler. Özde büyüme arayışındadırlar.
...
Gelişime razı olan bu güruhu, sakın ola yalnız eğitim almış tahsilliler, okullular olarak düşünmeyiniz. Bilakis okullular, daha ziyade gelişime karşı olan güruha dahildir, zira egoları ile başları dardadır.
Gelişime razı olanlar en büyük kavgaları kendileri ile yaparlar. Egolarını dize getirmek için sürekli savaş meydanındadırlar. Karşıdan bakan, çoğu zaman sağlıklı bulmaz onları. Çünkü onlar, düz giden tekere çomak sokanlardır; haybeye soru soranlardır; kimi zaman kalabalıklar içinde dünyadan soyutlananlardır.
Zihinleri meşguldür bu adamların. İşleri rast gitmeyince etrafa bok atmak yerine aynaya koşarlar, kendilerine dönerler, kendilerini sarsarlar. Onlar, tek suçlunun yalnız kendileri olduğunu bilirler. Başarı da onlarındır, başarısızlık da. Her ikisini de aynı samimiyetle sahiplenirler.
Bir de gelişime karşı olanlar vardır ki, bunlar da eşref-i mahlûkatın şerefinden pek nasiplenememiş garibanlardır. Bunların hayat anlayışında, merkezde başkaları vardır. Hayatlarını başkalarına göre yaşarlar. Kim dedi? Ne dedi? Sorup soracabilecekleri en üst düzey soru cümlecikleridir. Neden ve Nasıl'larla daha tanışmamışlardır. Bu soruları ömürlerinin geri kalan kısımlarında da soramayacaklardır . Çünkü seçimlerini zekalarını kullanmamaktan yana yaparlar. Gelişime karşı gruptakiler, hayatlarını aktif değil, pasif olarak yaşarlar. Etken değil, edilgendirler. Kendi seçimlerinden sorumlu değilmiş gibi bir tavır takınırlar. Hep onları üzerler, hep onlara haksızlık yaparlar, bu zavallılar hep kurbandır. Hal böyle olunca da gelişim yolları kapalıdır bu arkadaşlara. Ama bunu onlara söylemeyin. Kabul etmezler, bahaneler üretirler. Sağlamdır da bahaneleri. İnanırsınız. İnandırırlar. Oysa gelişim yolundan gitmeyi hiç "talep etmemiş"lerdir. Bilmezler...

Leia Mais…

23 Ocak 2010 Cumartesi

SORMA

Leia Mais…

14 Ocak 2010 Perşembe

SORA SORA BAĞDAT

Sevmek, nasıl açıklanır? Bazı şeylere insan, niye daha yakındır? Gönül, neye göre meyl eder? Bir taraf seçilirken, o taraf neye göre seçilir? Bir sevda niye bir yüreğe düşer? Niye binlerce, milyonlarca insan arasından "o" seçilir? Akıl, sahiden o kadar akıllı mıdır? Yoksa bu işin içinde bir bit yeniği mi vardır? Akıl-gönül çıkmazı Araf ise hangisi cennet, hangisi cehennem vaat eder? Doğru tek midir? Kişiye göre değişir mi? Cihanşümûl olanı mevcut mudur? Varoluş, neden bu kadar sancılı bir süreçtir? Soru sorabilmek, cevap almayı gerektirir mi? İnsan sadece soru sorabiliyor diye akıllı sayılabilir mi? Soranlarla sormayanlar arasındaki fark nereden gelir? Gönle düşen merak, niye o gönlü mesken edinmiştir? Neden Ali değil? Neden Ayşe değil? Yoksa soru sahibinden önce de orada mıdır? Sahip, yoksa hayal midir? Salt soru mu gerçektir? Göz görmeyince gönülden ırak olunur mu? Yoksa ırak sadece Irak mıdır? Yeni bir yıla girmişken adamın kafası, kimyası neden bu kadar bozuk olur? Kafa karışması, iyi bir şey midir? Yoksa karışıklık, rahatsız bir ruhun doğal yansıması mıdır?

Unut gitsin !

Leia Mais…

TİTREK

Ve "yalnızlık rüzgarları" esiyor bu şehirde,
Gel de üşüme !

Leia Mais…

21.12.2009

Bu gece, "en uzun gece".
Bu gece, zifirî öteler.

Sakın kimse nefes almasın.
Hava, ciğerleri parçalayacak kadar "keskin" bu gece.

Bu gece, gökler siyaha emanet.
Bu gece, sevgililer yasta ve güneşe hasret.

Bu gece, en uzun gece.
Gecemde sen.

Haydi ! Geçsin bakalım vakit.
Gün konsun bakalım yürekliyse pencereme.
...

"Yarın" gerek bana anlıyor musun?
Yarınlar gerek.
İçinde sen /ben/biz olan yarınlar...

Bu en uzun gecede,
En uzun duamızı yapalım.
Yalvaralım, yakaralım.
Arz sarsılsın.
Yağmurlar, fırtınalar, kasırgalar olsun dört bir yanda.
Tabiat galeyanda, biz huzurda olalım.
Tüm renkleri bürünelim,
Karanlığa nispet.

Ve tüm kırgınlıkları, kızgınlıkları, gözyaşlarını
En uzun geceye emanet edelim.
Gidelim.
Sadece gidelim.

Leia Mais…

YALIN

Yalnızlık, bir 'çığ' gibi üzerime düşüyor.
Donakalıyorum !

Leia Mais…

MAVAL OKUMA

Seviyorum çünkü ... olmaz !
Sadece sevilir.
Çünkü'ler hesap-kitap işidir.
Teferruattır.

Leia Mais…

9 Ocak 2010 Cumartesi

Doğru Neden Yok Aslında

-BU MUDUR?
-BUDUR !

Leia Mais…

7 Ocak 2010 Perşembe

SON PİŞMANLIK

Bu oyun, en sevmediğim çocukluk oyunum oldu.
Bilseydim en baştan mızıkçıklık yapar, girmezdim

Leia Mais…